YILDIZLAR VE ATEŞBÖCEĞİ...

2013-04-26 17:25:00
YILDIZLAR VE ATEŞBÖCEĞİ... |  görsel 1

'Yıldızlar ateşböceği sanılmaktan korkmazlar' der Tagore. Ne güzel bir laf Tanrım..Düşünüyorum da sanırım en büyük korkumuz olduğumuz gibi görünmek.. Yumuşacık kalbimizin fark edilmesi, nahif yönlerimizin keşfedilmesi, cesaretsizliğimizin anlaşılması, korkularımızın paylaşılması sanki zarar göreceğimizin en büyük işareti... Kabuklarımızın altında kendimizi saklamakta ne kadar da ustayız..Ve ne kadar güçlü korunuyoruz kalkanlarımızın ardında.. Hissedilmeden, el değmeden, sevgimizi göstermeden.. İstridyeler, deniz minareleri, midyeler..Kirpiler ve kaplumbağalar gibi.. Sahi koruyor mu bizi bu çatlamamış sert kabuk? Kimse incitemiyor mu duygularımızı, inançlarımızı, benliğimizi..Yoksa zarar mı veriyor bu ürkeklik, bu kabuk bize? Hissettiklerimizi gölgeliyor, yansıtmıyor mu gerçek kimliğimizi? Duygularımızı bastırıyor, elele tutuşmamızı engelliyor mu? Eğer bir yıldız gibi ışıl ışılsam ve bir yıldız kadar parlak, ne çıkar ateşböceği şansalar beni..Belki en hoyrat yürek bile ateşböceğinin o uçucu, masum, sevimli çocuksuluğuna el kaldırmaya kıyamaz.! Güçlü kapıların arkasına kilitlemeden korkaklığımı, sevgi isteğimi, en insani yönlerimi kayıtsızca sunabilsem..Bu sert kabuğun ağırlığından kurtulup bir kuş gibi uçacağım özgürce. Anlaşılacağım ve bir ayna gibi yansıyacağım karşımdakine..O da çözülecek belki..Samimi ve güvenliksiz, silahsız biriyle göz göze gelince.. Oysa bir görebilsek bunu..Kalmadı böyle insanlar demesek.. Güven duygusuna bu kadar muhtaç olmasak..Kırılmaktan korkmasak..İncinsek, yaralansak..Ne olur bi darbe daha alsak..Yeniden açsak kendimizi, atabilsek o kabuğu.. Denesek.. Risk alsak..Yanılsak..Fark etmez.. Tekrar tekrar bıkmadan denesek..Ve kucaklaşsak yeniden..Tıpkı eskisi gibi.. Ne olduğunu anla... Devamı

BİZ ÇOCUKKEN...!

2013-04-22 00:54:00
BİZ ÇOCUKKEN...! |  görsel 1

Arabaların emniyet kemeri,kafalıkları ve kesinlikle hava yastıkları yoktu. Arka koltuk tehlikeli değil de eğlenceliydi. Bebek yatakları ve oyuncaklar renkliydi. Ya da en azından kurşunlu,muhtelif zehirli maddeler ile boyanmıştı...! Prizlerin, araba kapılarının, ilaç şişelerin ve kimyasal ev temizleyicilerinin üzerinde çocuk kilitleri yoktu... Kasksız bisiklete biniliyordu. Steril su şişelerinden değil de bahçe hortumundan ya da muhtelif başka kaynaklardan su içiliyordu... Oyun oynamaya çıkmanın tek şartı hava kararmadan önce eve dönmekti. Cep telefonu yoktu ve hiç kimse nerelerde gezdiğimizi bilmiyordu. İnanılmaz...! Okul öğlen bitiyordu... Ve öğlen yemeği için evimize geliyorduk. Bir sürü yaramız, kırılmış kemiğimiz ve kırılmış dişimiz vardı, fakat hiçbir zaman birileri bu yüzden mahkemeye verilmiyordu. Kendimizden başka kimse sorumlu değildi. Bolca tatlılar ve tereyağlı ekmekler yiyorduk ve gerçek şekerli içecekler içiyorduk ve hiç kilo sorunumuz olmazdı, çünkü hep dışarda oynardık , aktif olarak ... Dört çocuk bir limonatayı paylaşabiliyorduk... aynı bardaktan içebiliyorduk ve kimse bu yüzden ölmüyordu. Playstation, Nintendo 64, X boxes, Vídeo oyunlarımız, 99 kablolu kanalımız , dolby surround, cep telefonumuz, bilgisayarımız, internet de chat odalarımız yoktu. Onun yerine bolca ARKADAŞLARIMIZ vardı. Yürüyerek veya bisiklet ile uzakta oturan arkadaşlarımızı ziyaret edebiliyorduk,kapılarını çalıp hatta çalmayarak içeri girip onları oyun oynamaya çağırabiliyorduk...! Evet dışarıda, o acımasız korkunç dünyada! Korumamız olmadan! Nasıl mümkün oluyordu bu? Tek kale üzerine maç yapardık ve birisi takıma alınmadığında psikolojik travma oluşmuyordu ya da dünyanın sonu gelmiyordu. Bazı öğrenciler diğer öğ... Devamı

ÇEKİM YASASI...

2013-04-19 13:21:00
ÇEKİM YASASI... |  görsel 1

Herkesin yaşam amacı SEVMEK, SEVİLMEK, BARIŞ içinde, SAĞLIKLI, HUZURLU OLMAK ve bu şekilde YAŞAMAK'tır... Hepimiz dahil hiç kimse incitilmek ve hafife alınmak istemez; hiç kimse hor görülmekten, dışlanmaktan, sevgisiz kalmaktan ve istenmemekten hoşlanmaz. Hayatı zehir olur... Bu gerçekten yola çıkarak; Diyebiliriz ki siz de bunların size yapılmasından hoşlanmıyorsunuz. Öncelikle siz İLK ADIMI atarak diğer insanlara sevgi ve saygıyla yaklaşmayı denemelisiniz? Onları dinlemeli, anlamalı ve yardım etmelisiniz... Onları dinleyip anlamaya çalışmalı ve gerektiğinde sizden beklenenden daha fazlasını vermelisiniz. Son derece toleranslı, sabırlı ve sevgi dolu olmalısınız. Evrenin en iyi çalışan yasası "Ne verirsen O sana katlanarak geri döner" Yasasıdır... Sizde bu yaptıklarınızın aslında size geri döneceğini bilmelisiniz. Bu yaptıklarınızla kendi kendinize EN İYİ, EN GÜÇLÜ YARDIMI etmiş oluyorsunuz... Yani bir başkasının size nasıl davranmasını istiyorsanız, önce siz onlara ayni şekilde davranın. Siz daima iyi bir örnek oluşturun, ama bunu, bu sizden böyle beklendiği ve istendiği için yapmayın. Bunu, siz yapmak istediğiniz için gönüllü olarak yapın ve yaptığınız, düşündüğünüz, söylediğiniz her şeyde elinizden gelenin en iyisini yapmak için çabalayın ve bunları tüm kalbinizle istek duyarak yapın. Bunları yaparken arzunuz ve isteğiniz ne kadar büyük olursa, o kadar iyi. Bunları sevgiyle yapın. Böylece onların gerçekleşmesi de daha kolaylaşacaktır. İsteksizce yaptığınız ve tüm ruhunuzu katmadığınız hiçbir şey sizi tatmin etmesin. Her zaman daha da iyisini, mükemmelini yapmak için girişimde bulunun. Yaptığınız her şeyin en yüksek HAYIR için olduğuna ve yaptığınız her şeyde tüm değerlerinizin SAF ve TEMİZ olduğuna, ben ... Devamı

ESKİDEN... (ÖZDEMİR ASAF)

2013-04-19 09:48:00
ESKİDEN... (ÖZDEMİR ASAF) |  görsel 1

Ne güzel insanlar vardı eskiden. Çocukluğumuzu kaplamışlardı. Bize masal anlatırlardı Cinlerden, perilerden. Büyük anneler, büyük babalar vardı. O zaman hepsi uzaktı ölümden. Hem sevdirir hem korkuturlardı. Acı hikâyeleri bile tatlı başlardı. Demek bunun için gittiler hikâyelerden. Ne güzel insanlar vardı eskiden. * Ne güzel şarkılar vardı eskiden. Gençliğimizi donatırlardı. Hep iyi şeyler hatırlatırlardı Geçip gitmiş devirlerden. Sevgi ve ümit yaratırlardı. O zaman her şey uzaktı ölümden. Yanık şarkılar bile neşeli başlardı. İster istemez saadet taşardı Gamsız günlerimizden. Ne güzel zamanlar vardı eskiden. * Ne güzel şarkılar vardı eskiden. Hayal içinde yaşatırlardı. Güldürür ağlatırlardı Duymadan biz, düşünmeden. Her an bir asır kadardı. O zaman herkes uzaktı ölümden. Candan sevdiklerimiz vardı. Hepsi başka güzeldi, bizi tanımazlardı. Bütün yollarımız geçerdi gül bahçelerinden. Ne güzel zamanlar vardı eskiden...*************************** Ve "Biz büyüdük, kirlendi dünya..." Devamı

SEVGİNİN İLACI...

2013-04-13 18:34:00
SEVGİNİN İLACI... |  görsel 1

Bir gün tüm duygular toplanmış. Canları sıkılmış ve saklambaç oynamaya karar vermişler. ZAMAN ebe olmuş, saymaya başlamış. Herkes bir yerlere kaçmış.  KÖTÜLÜK çöplüğe, SABIR bir taşın altına, KISKANÇLIK bir duvar arkasına.. En son SEVGİ kalmış... Tam ZAMAN gözlerini açmak üzere iken SEVGİ güllerin arasına gizlenmiş. ZAMAN herkesi sobelemiş, bir tek SEVGİ kalmış. KÖTÜLÜK ve KISKANÇLIK bu durumu çekememiş. ZAMANA SEVGİNİN yerini söylemişler ve eline bir iğne vermişler, güllere batırmasını söylemişler. ZAMAN çılgınca batırmaya başlamış. O sırada bir feryat başlamış, iğne SEVGİ'nin gözüne saplanmış. Bu duruma ZAMAN çok üzülmüş, SEVGİ'ye bir söz vermiş. İşte o günden bu güne SEVGİ'nin ilacı da hep ZAMAN olmuş... Devamı

BÖYLE OLMASINI BİZ Mİ İSTEDİK...?

2013-03-31 00:26:00
BÖYLE OLMASINI BİZ Mİ İSTEDİK...? |  görsel 1

Benim çocukluğumda annelerimiz çalışmazdı. Okuldan eve geldiğimde boynumdaki anahtarla kapıyı hiç açmadım. Hatta babanım bile anahtarı yoktu. Annem evimizin bir parçası gibiydi, hep evdeydi. Heryere birlikte giderdik, zaten öyle çok da gidilecek bir yer yoktu ki. En büyük eğlencemiz sokaklarda oynamaktı. Sokakta oynamak diye bir kavram vardı yani. Cafelerde, alış veriş merkezlerinde buluşmazdık. Okula arkadaşlarımızla gider, birlikte çıkar, oynaya, zıplaya yürüyerek gelirdik. Servis falan yoktu. Ayakkabılarımız eskirdi. Hatta öyle olurdu ki; çantalarımızı kaldırımlara koyar oyuna bile dalardık. Annelerimiz bu durumu bildiklerinden, kardeşlerimizle bizlere ekmek arası bir şeyler hazırlar gönderirdi. Mahallemizdeki teyzeler annemiz gibiydi. Susayınca girer evlerine su içerdik. Ya da pencereden bir sürahi bir bardak uzatır, hepimiz aynı bardaktan kana kana içerdik. Kısacacı evine girip gelen (ki sadece çişi gelen giderdi evine) elinde mutlaka yiyecekle dönerdi. Anneleri o arada çocuğuna verdiği şeyden bizlere de gönderirdi. Bu bazen bir kurabiye bazen bir meyve olurdu. Cebimizde harçlığımız olduğunda düşmesin diye çıkarır çantamızın üstüne koyar oyun bitince geri alırdık. Çok garip ama kimse almazdı. Sokaklarımız evimiz kadar güvenli idi. Düşünce kaldırırlar, kavga edince barıştılırdık. Polisler gelmezdi kavgalarımıza, zabıtlar tutulmazdı. Sonra kavgalarımız da öyle ustura, falçata ile olmaz, onlar nedir bilmezdik bile, asla kanla falan da bitmezdi, en fazla saçlarımızdan çeker, hayvan adları sayar, tekme atar, yine oyuna dalardık. Birbirimizin suyundan içer, elmasına diş atardık. Misket oynamaktan parmaklarımız kanar yine de mikrop kapmazdık. Azar işitip, acillere taşınmazdık. Düşerdik ekmek çiğner basarlardı alnımıza, oyuna devam e... Devamı

TIKANDI BABA...

2013-03-29 08:58:00

"Kısmetse gelir Hint'den, Yemen'den, değilse ne gelir elden..." Türk Atasözü Devamı

KÜÇÜK İSTAVRİTİN ÖYKÜSÜ...(ÇELEBİ ÇAĞLAYAN)

2013-03-27 01:49:00
KÜÇÜK İSTAVRİTİN ÖYKÜSÜ...(ÇELEBİ ÇAĞLAYAN) |  görsel 1

"Umut, uyanık olan insanın rüyasıdır..." Tolstoy Küçük istavrit yiyecek bir şey sanıp hızla atıldı çapariye, önce müthiş bir acı duydu dudağında, gümbür gümbür oldu yüreği, sonra hızla çekildi yukarıya... Aslında hep merak etmişti denizlerin üstünü, neye benzerdi acep gökyüzü? Bir yanda büyük bir merak, bir yanda ölüm korkusu. "Dudağı yarıklar" denir, şanslıdır onlar, hani görüp de gökyüzünü, insanın oltasından son anda kurtulanlar. Ne çare balıkçının parmakları hoyratça kavradı onu, küçük istavrit anladı yolun sonu. Koca denizlere sığmazdı yüreği. Oysa şimdi yüzerken küçücük yeşil leğende, ansız uzanıvermiş dostlarına değiyordu minik yüzgeci. İnsanlar gelip geçtiler önünden, bir kedi yalanarak baktı gözünün içine, yavaşça karardı dünya, başı da dönüyordu. Son bir kez düşündü derin maviyi, beyaz mercanı bir de yeşil yosunu. İşte tam o anda eğilip aldım onu. Yürüdüm deniz kenarına, bir öpücük kondurdum başına, iki damla gözyaşından ibaret sade bir törenle, saldım denizin sularına. Bir an öylece bakakaldı. Sonra sevinçle dibe daldı. Gitti tüm kederimi söküp atarak, teşekkürü de ihmal etmemişti. Birkaç değerli pulunu elime, avuçlarıma bırakarak. Sorar gibiydiler, neden yaptın bunu diye? "Bir gün dedim, bulursam kendimi yeşil leğendeki küçük istavrit kadar çaresiz, son ana kadar hep bir umudum olsun diye..." Umudunuzu yitirmeyin. Son ana kadar umudunuzu yaşatın içinizde. Pes etmeyin. Kendinizi ümitle besleyin, asla pişman olmazsınız... ... Devamı

ANLAMAK... EMPATİ...

2013-03-24 22:12:00
ANLAMAK... EMPATİ... |  görsel 1

"Biri hakkında karar vermeden önce onun makosenlerini giy ve ay üç defa görünüp kayboluncaya kadar karar verme..." Kızılderili Atasözü ***************** 1962 yılı, Hava Kuvvetleri Çiğli Üssü'nde görevli bir üsteğmenin İzmir Türkay Koleji'nde derse girmesi gerekir. Sınıfa girer, tüm öğrenciler ayağa kalkar; bir öğrenci hariç! Öğrencilerden biri subayın gözlerine baka baka ayağa kalkmaz, üsteğmeni arkadaşları önceden uyarmıştır: "Özel okul, öğrenciler şımarık" diye. Üsteğmen öğrenciye bağırır: "Bu ne terbiyesizlik! Sınıfa bir öğretmen giriyor ve sen ayağa kalkmıyorsun, ben sana haddini bildiririm, kalk ayağa!" Öğrenciler cevap verir: "Arkadaşımızın bacakları yok!" Bu olayı okuduğumda hiç unutmadım ve kendimce bir ders aldım; insanlarla ilgili karar vermeden önce mutlaka beklemek, ön yargılı olmamak lazım. Yaptığımız ani bir şey ise bize hayat boyu acı verebilir. Önce niye ayağa kalmadığını sormak, kendini onun yerine koymak ve öyle karar vermek gerekirdi. Bunun teknik adı "Empati" dir. Atalarımızın "İğneyi kendine, çuvaldızı başkasına..." dedikleri davranış. Karar vermeden önce bilgi sahibi olmak gerekiyor. Karar vermeden önce de mutlaka iyi dinleyin. Eğer gerçekten kendimizi karşımızdakinin yerine koyabilseydik, politikacılar gözümüze baka baka yalan söylemezlerdi, çocuklarımızı dövemezdik, maçlarda rakip taraftarların annelerine küfretmezdik, sinirlendiğimiz zaman yumruk atmazdık, öğretmenler aynı dersi yirmi sene aynı ezberle anlatmazlardı, hastanelerde yüzümüze bakılırdı vs.vs.vs. Devam ettirirsek daha neler buluruz... Kendimizi karşımızdakinin yerine koymak... Bizde damatlar ve gelinler kaynanalarıyla geçinemezler, ta ki kaynana v... Devamı

ÜRETMEK...

2013-03-21 00:12:00
ÜRETMEK... |  görsel 1

     Başarmak için mükemmel olmanız gerekmiyor.Sadece büyük bir kalbiniz olsun.Yürekli olun, cesaretli olun.Yaşamaya karar verin, sadece var olmayın.Ne yaparsanız yapın, yüreğinizle yapın.O kadar az rekabet vardır ki, yeterince arzuladığınızda, yapabileceğinize şaşar kalırsınız..!Ülkemize bakıp da gördüğüm şu: "Hiçbiri  projeye dönüşmeyen,sürüyle fikir..."Etrafınıza bakın,ne çok bitmemiş bina olduğunu göreceksiniz.Bir firma Afrika'ya iki ayakkabı satıcısı göndermiş.Biri iki gün sonra telefon açmış: "Patron beni niye buraya gönderdiniz ki? Burada kimse ayakkabı giymiyor." Hemen arkasından diğeri aramış: "Patron,burada inanılmaz pazar var,hiç kimsenin ayakkabısı yok,çabuk bana ayakkabı yollayın."                                                                                                                             Steve Goodier, "Termostat ve termometre arasında bir fark vardır." der. "Termometre sıcaklık ölçer; ama yaptığı ölçü ile ilgili hiçbir şey yapmaz. Oysa termostat sıcaklığı ölçmekle kalmaz,ona göre tepki verir;sıcaklık yüksekse ısıtma işlemine son verir; sıcaklık düşük... Devamı

UNUTMA...!

2013-03-02 18:50:00
UNUTMA...! |  görsel 1

Unutma! Seçimi Yapacak Olan Sensin... Unutma! Gerçekte sen ne hissediyorsan, o her zaman doğrudur. Hayatta senin için neyin doğru olduğunu, bir tek içindeki ses söyleyebilir. Dolayısı ile içindeki ses ile konuşmayı öğren. İçindeki sesin kendine has nedenleri vardır ki akıl hiçbir zaman anlayamaz. Her gün kendinle kalmak için zaman ayır ve kalbini dinle. Tüm, diğerleri farklı hissedebilir, farklı düşünebilir ama bu senin hissettiklerinin yanlış olduğunu göstermez, sadece onlardan farklı olduğunu gösterir. Sadece, onların bakış açılarını anlamaya çalış. Hemfikir olmaya çalışma! Bazen içindeki ses sana zor geleni yapmanı söyleyebilir. Korkma ve içindeki sesi dinlemeye devam et. Her yanlışında kendini acımasızca eleştirip üzme. Gereğinden fazla üzülmek, bugünün gücünü tüketir, yarınlarının güzelliklerini çalar. Aksine,kendini kucakla ve her şeyin geçeceğini kendine hatırlat. Yaşadıklarının senin için önemli bir ders olduğunu bil. Bu tecrübe ile aldığın bilgiyi incele, bir dahaki sefer için hazırlıklarını yap. Kimsenin senin adına karar vermesine izin verme, ama başkalarının da haklı olabileceklerini unutma. Asla başka insanlar üzülmesin diye kendini üzme. Unutma! Sen kaldırabiliyorsan onlar da kaldırabilir. Her zaman ama her zaman, mutlaka kendine iyi davran. Sen buna layıksın. Hayatta en büyük dostun sen olabileceği gibi, en büyük düşmanın da sen olabilir. Seçimini yap ve kendin için dost mu yoksa düşman mı olacağına karar ver...! Yaşamdaki tüm acılarını atlatabilirsin, her şeye rağmen huzurlu olmayı başarabilirsin. İstersen kötü alışkanlıklarını bırakabilir ve her zaman yeniden başlayabilirsin. Bugün, hayata yeniden başla! İlk adımın kendini bağışlamak olsun...! Tıpkı... Devamı

HAYAT SATRANCI...

2013-02-24 09:13:00
HAYAT SATRANCI... |  görsel 1

Genç bir adam kendi yöresinde çok tanınan bir bilgenin yanına gitti.Derdi biraz farklıydı.Genç yaşında hep başarı kazanmıştı.Babasından devraldığı küçük işi hızla büyütmüş,zengin olmuştu.Çevresindeki herkes ona saygı gösteriyordu. Düşmanı yoktu.Evlilikleri başarılı olmuş,çok genç yaşlarda başlayarak birkaç kez baba olmuştu.Bu kadar erken başarı,çok başarı ve çok sayılmak yüzünden bütün çevresindeki insanları küçük görmeye başlamıştı. Genç adam için önemli hiçbir iş,hiçbir insan,hiçbir durum kalmamıştı. Hiçbir konuşmayı birkaç dakikadan fazla dinleyemiyor,okumaya başladığı herşeyi birkaç dakika içinde elinden bırakıyordu. Bilge kişi genç adamı uzun uzun dinledi.Genç adam anlattıkça anlattı.Sonra da bilge kişi sordu: - Yaparken zevk aldığın,her şeyden daha fazla ilgini çeken hiçbir şey yok mu? Genç adam bir süre düşündü ve cevap verdi: - Satranç.Ama satrancı da çok iyi oynadığım için rakip bulamıyorum. Bilge kişi "Güzel" dedi, "Burada bir öğrencim var,o da iyi satranç oynuyor." Öğrencisini çağırdı,satranç masası kuruldu.Genç adam ve öğrenci karşılıklı oturdular.Bilge kişi aniden "Bir dakika" dedi,"Bu satranç karşılaşması biraz farklı olacak.Kaybeden,kafasını da kaybedecek.Kaybedenin kafasını ben kendi elimle,hançerimle keseceğim.Tamam mı?" Öğrencisi "Tabii efendim" deyince genç adam da zayıf bir sesle "Tamam" dedi. Oyun başladı. "Her şeyi en iyi yapan", "Her şeyde en başarılı" olan genç adam boncuk boncuk terliyordu. Yaptığı her atak bilgenin öğrencisi tarafından ustaca savuşturuluyordu.Genç... Devamı

PULSUZ MEKTUP...

2013-02-22 01:57:00
PULSUZ MEKTUP... |  görsel 1

Sevgili Anne ve Babacığım, Bütün duygu ve düşüncelerimi dile getirebilseydim,size şunları söylemek isterdim: Sürekli bir büyüme ve gelişme içindeyim.Sizin çocuğunuz olsam da,sizden ayrı bir kişilik geliştiriyorum.Beni tanımaya ve anlamaya çalışın. Deneme ile öğrenirim.Bana ayak uydurmakta güçlük çekebilirsiniz.Oyunda, arkadaşlıkta,uğraşlarımda özgürlük tanıyın.Beni her yerde her zaman koruyup kollamayın. Davranışlarımın sonuçlarını kendim görürsem daha iyi öğrenirim.Bırakın kendi işimi kendim göreyim.Büyüdüğümü başka nasıl anlarım? Büyümeyi çok istiyorsam da,ara sıra yaşımdan küçük davranmaktan kendimi alamıyorum.Bunu önemsemeyin.Ama siz de beni şımartmayın. Hep çocuk kalmak isterim sonra. Her istediğimi elde edemeyeceğimi biliyorum.Ancak siz verdikçe almadan edemiyorum.Bana yerli yersiz söz de vermeyin.Sözünüzü tutmayınca sizlere güvenim azalır. Bana kesin ve kararlı davranmaktan çekinmeyin.Yoldan saptığımı görünce beni sınırlayın.Koyduğunuz kurallar ve yasakların hepsini beğendiğimi söyleyemem. Ancak,hiç kısıtlamayınca ne yapacağımı şaşırıyorum.Tutarsız davrandığınızı görünce hem bocalıyor,hem de bundan yararlanmadan edemiyorum. Öğütlerinizden çok davranışlarınızdan etkilendiğimi unutmayın.Beni eğitirken ara sıra hatalar yapabilirsiniz.Bunları çabuk unuturum.Ancak,birbirimize saygı ve sevginin azaldığını görmek beni yaralar ve sürekli tedirgin eder. Çok konuşup,çok bağırmayın.Yüksek sesle söylenenleri pek duymam.Yumuşak ve kesin sözler bende daha iyi iz bırakır."Ben senin yaşındayken..." diye başlayan söylevleri hep kulak ardı ederim. Küçük yanılgılarımı büyük suçmuş gibi başım... Devamı

Bugün yaşamımın en kötü günlerinden biriydi:

2011-11-15 19:00:00

İnsan hayatında hergün birşeyler oluyor ama bazıları hayatın seyrini biranda değiştiriveriyor.Kendini huzurlu,sakin hissettiğin bir anda öyle şeyler yaşıyorsun ki dünya başına yıkıldı zannediyorsun.Hele bu hayatın seyrini değiştiren şeyler sevdiğin,ummadığın kişilerden gelirse o zaman daha acı veriyor.Bu da insana hayatta hiçkimseye güvenmemen gerektiği konusunu gündeme getiriyor.Kime güveneceğiz o zaman? Anladım ki kendine bile güvenmeyeceksin.Çünkü beşersin şaşarsın.ama ben şaşmamak için elimden gelen gayreti gösteriyorum ve herzaman da bunun için çalışacağım.Şuna da inanıyorum ki yalansız dolansız,dürüst lük üzerine kurulu bir hayat kadar onurlu,şerefli hiçbirşey olamaz.Tüm bu erdemler de geleceğimizi belirler.     Sevgili blogçular,hayatımızın düzenini gerçekler üzerine kuralım ve buna göre yaşayalım.Sizler ne dersiniz? Devamı