İNANÇLARIMIZ (ALINTI,YIKA BEYNİNİ)

2012-01-04 18:17:00

Bir insan inanmak istiyorsa kolayca inanmalı..Mantıklı olanı bu..Peki,hiç gerçekten öyle olmadığını bildiğiniz ve "aslında inanmadığınız halde,kendinizi o inanmadığınız şey yüzünden suçlu ya da güvensiz hissettiniz mi?"             Mesela,çok iyiyiz,eğitimliyiz,güzeliz,yakışıklıyız,bin bir türlü özelliğimiz var.Ama,neden sokaktaki çiçekçinin özgüvenine sahip değiliz?Cevap,her yönümüzle eksiksiz olmamız gerektiği şeklinde bilinçaltımızda bir inancımız var ve bunun farkında dahi değiliz...Hayatımızı çok etkilemeyen bazı bilinçli inançlarımız olsa da,çoğu  inancımız kendini çok tekrar ettiğinden dolayı,bilinçaltımızda yer etmiş durumda...Biz bilinçli olarak tersine inanıyor olsak da,bilinçaltına müdahale etmediğimiz için,çelişkili bir şekilde hayatımıza devam ediyoruz.Bilinçaltımız farklı,bilincimiz farklı düşünüyor.                                                                                                                      Sonuç:Yapaylık ve istenmeyen sonuçlar....Bilinçli olarak,onların tersine inanmaya çalışarak inançlarımızı değiştiremiyoruz.İnançlarımız çok daha derinlerde,beynimizde "nörolojik otoyollar"oluşturmuş.Bizlerse,             bilinçaltımızdaki inançlarımızla,kendimizi,başarımızı,sağlığımızı,huzurumuzu sınırlıyoruz.Neyin doğru,neyin yanlış olduğunu,neyin mümkün neyin olmadığını,biz... Devamı

Kendinizi Düşünmeden Hizmet Edin

2012-01-04 01:24:00

Albert Schweitzer,"İnsanlığa hizmet etmekten daha büyük bir ibadet yoktur.Ortak çıkar için çalışmak en büyük inançtır."demiştir.Eski Çinliler"elinize sinecek hoş kokunun her zaman güller getireceğine "inanırlardı.                              Doyurucu bir yaşama geçebilmenin en büyük derslerinden biri,başarı peşinde koştuğumuz yaşamlarımızı       anlam katmaya adanmış yaşamlara dönüştürmektir.Anlam yaratmanın en iyi yolu kendi kendimize şu basit soruyu sormaktır:"Nasıl hizmet edebilirim?"                                                                                                                       Tüm büyük liderler,düşünürler ve insancıl kişiler kemdilerini düşünmeden yaşamak adına bencil yaşamlarını terk etmişlerdir ve bu şekilde arzuladıkları huzura,bolluğa ve tatmine erişmişlerdir.Her biri insanlığın tek gerçekliğini anlamışlardır:Sen başarıyı kovalayamazsan,başarı seni kovalar.Başarı,insanlara hizmet etmeye adanmış ve dünyaya değer katmak adına yaşanan  bir hayatın yan ürünü olarak istemdışı sana akar.                                Mahatma Gandhi hizmet ahlakını birçoklarından daha iyi anlamıştır.Gandhi yaşamının unutulmaz hikayelerinin birinde,Hindistan'da bir tren yolculuğu yapıyormuş.Trenden inerken ayakkabısının teki vagonların arasına,ulaşılması mümkün olmayan bir yere düşm... Devamı

BEYİN FARKI(Seninle Dergisinden)

2012-01-02 20:58:00

Erkekleri anlamakta hep zorluk mu çekiyorsunuz?Suçlu aramayın.Sorun beyinlerimizin farklı çalışmasından kaynaklanıyor.Erkeğin beyninin kadından farklı çalıştığı kadınlar tarafından hep biliniyordu ama son yapılan araştırmalarla artık bilimsellik kazandı.                                                                                                                                                        Kadınlar genellikle bir şey söylerlerken erkeklerin bambaşka bir şey algıladığından ya da daha da kötüsü hiçbir şey algılayamadığından şikayet eder.Aslında bu pek de haksız bir eleştiri olmamakla birlikte bu konuda       erkekleri de fazla suçlamamak gerekir.Çünkü bu onların elinde olmayan,zihinsel işleyiş şekilleri nedeniyle oluşan bir durum.Erkek beyni ve kadın beyni farklı ölçülere sahip olduğu gibi sahip oldukları özellikleri de farklı.Yapılan araştırmalar da bu durumu gözler önüne seriyor.Bu nedenle artık bir şey anlatmaya çalıştığınızda anlattıklarınızdan daha farklı şeyler algıladığında ona kızmayı bir kenara bırakıp,beyninin nasıl işlediğini keşfetmeye çalışın.böylece hem sinir sisteminizi korur,hem de onunla daha başarılı bir iletişim kurabilirsiniz.                                                                                   &nbs... Devamı

Bir Hayat Sürün...

2011-12-29 19:43:00

Kevin Costner'a kariyerinin iniş çıkışları hakkında soru sorulduğunda film yıldızı soruyu şu sözlerle cevaplamış:"Bir hayat sürüyorum."Ben bu cevabın içeriğinin çok derin olduğunu düşünüyorum.Aktör,günlerini olayları yargılamakla geçirmek ve yaşam deneyimlerini iyi veya kötü diye sınıflandırmak yerine,doğal akışa uyum sağlamış ve olayları olduğu gibi kabul etmeye,üzerinde ilerlediği yolun doğal bir süreç olduğunu kabullenmeye karar vermiş.                                                                                                                                                                     Nihai hedefimize doğru herbirimiz farklı yollar izleriz.Bazılarımızın yolu diğerlerinkinden daha taşlıdır.Ancak hiç kimse belli zorluklarla yüzleşmeden yolun sonuna ulaşamaz.O halde zorluklarla savaşmak yerine,neden onları yaşamın bir parçası olarak kabul etmiyoruz?Neden kendimizi sonuçlardan soyutlayıp,yaşamımıza giren her durumu geldiği şekliyle doyasıya yaşamıyoruz?Acıyı hissedin ve hayatın tadını çıkarın.Vadileri hiç gezmediyseniz,dağların tepesindeki manzara size çok da nefes kesici gelmeyecektir.Unutmayın,yaşamda gerçek başarısızlık diye bir şey yoktur,sadece sonuçlar vardır.Gerçek trajediler yoktur,sadece dersler vardır.Gerçekten sorunlar yoktur,sadece çözümün anlaşılmasını bekleyen fırsatlar vardır. ... Devamı

Kendinize Karşı Acımasız Olmayın

2011-12-29 00:03:00

Günlerimizin büyük bir bölümünü geçmişteki hatalarımızdan dolayı kendimizi azarlamakla geçirmemiz mümkündür.Başarısızlıkla sonuçlanan ilişkimizi ve yanlış yaptığımız konuları acımasızca analiz ederiz.Ya da bize pahalıya mal olan o iş anlaşmasını düşünür,neleri doğru yapabilirdik diye hayıflanırız.Artık kendinize bu kadar acımasız olmayı bırakın.Biz bir insanız ve insanlar yanlış yapmak üzere yaratılmışlardır.Aynı hataları tekrar tekrar yapmadığımız ve geçmişimizin bize hizmet etmesini sağlayacak doğru yargılara vardığımız sürece,doğru yoldayız demektir.Hatalarınızı kabul edin ve yolunuza devam edin.Mark Twain'in yazdığı gibi:          "Bir deneyimden sadece içerdiği bilgeliği alma konusunda dikkatli olmalıyız ve orada durun;tıpkı sıcak bir sobanın kapağına oturan kedinin korkusu gibi.Kedi bir daha asla sıcak bir soba kapağına oturmayacaktır,bu iyidir;ancak bir daha asla soğuk biir soba kapağına da oturmayacaktır."                                                                                                                   Hepimizin hata yaptığını ve bu hataların büyümemiz ve gelişmemiz için gerekli olduğunu fark etmek özgürleşmektir.Mükemmel olma ihtiyacımız kaybolur ve yaşamlarımıza daha akıllıca bir gözle bakabiliriz.Yaşamımızda tıpkı bir nehrin ağaçlıklı bir ormanın içinden aktığı gibi huzurlu,ancak güçlü akabiliriz.Nihayet gerçek doğamızla barışabiliriz.                              ... Devamı

Çözülemeyen Yapboz

2011-12-28 20:24:00
Çözülemeyen Yapboz |  görsel 1

Devamı

Çözülemeyen Yapboz

2011-12-28 20:20:00

Bir adam oğluna Noel hediyesi almak için bir oyuncakçıya girer.Adam,ünlü bir matematikçi  olduğu için dükkan sahibi adama bir yapboz getirir.Matematikçi de dener,çok güzel bir yapbozdur.bir dener,iki dener ve giderek terlemeye başlar;yapboz zorlaşmaya başlamıştır.Müşteriler,satış personeli ve dükkan sahibi,hepsi izlemektedir ve matematikçi bir türlü yapbozu tamamlayamaz.Sonunda vazgeçer ve dükkan sahibine bağırarak sitem eder:                                                           -Eğer bunu ben çözemiyorsam,oğlumun nasıl çözeceğini düşünüyorsun?                     Dükkan sahibi yanıtlar:                                                                                                             -Matematikçi olsun olmasın,hiç kimsenin çözemeyeceği bir yapboz bu!                                        Matematikçi bunun üzerine "İyi de neden böyle yapılmış o zaman?"diye sorar.             Dükkan sahibi şöyle yanıtlar:                                                                         &nbs... Devamı

Robin SHARMA'dan

2011-12-21 20:55:00

Gençlik yıllarımda,babam bana asla unutmayacağım bir şey söylemişti:"Oğlum,doğduğunda bütün dünya sevinirken ağıyordun.Öyle bir yaşam sür ki,öldüğünde sen sevinirken bütün dünya ağlasın."                                 Hayatın anlamını unuttuğumuz bir çağda yaşıyoruz.Bir insanı kolaylıkla Ay'a gönderebiliyoruz,ancak karşı dairemize yeni tsşınan koşumuzu ziyaret etmekte güçlük çekiyoruz. Devamı

Bakış Açısı

2011-12-21 20:49:00

Eski bir hikayeye göre bir gün,oldukça hasta olan bir adam tekerlekli sandalyeye,cam kenarındaki bir yatakta yatan başka bir hastanın bulunduğu hastane odasına getirilir.İki hasta,arkadaş olduktan sonra,cam kenarında yatan hasta saatlerce pencereden dışarısını seyredip yatalak arkadaşına dış dünyanın canlı tasvirini yapar.Bazı günler hastanenin karşısındaki parkta ağaçların ne güzel göründüğünü ve rüzgarda nasıl dans ettiklerini anlatır.Bazı günler de,hastanenin etrafında yürüyen insanların neler yaptıklarını bire bir anlatarak arkadaşını eğlendirir.Ancak zaman geçtikçe,yatalak hasta,arkadaşının ona anlattığı güzellikleri bizzat kendi göremediğinden dolayı haya kırıkığı yaşamaya başlar.Gitgide ondan hoşlanmamaya başlar,nihayetinde de ondan iyice nefret eder.                                                                                                                   Bir gece,kötü bir öksürük krizi esnasında cam kenarında yatan hastanın nefesi tıkanır.Diğer hasta düğmeye basıp yardım çağırmak yerine,hiçbir şey yapmamayı seçer.Ertesi sabah,camdan dışarıda olan biteni anlatarak arkadaşını mutlu etmek için onca çaba göstermiş olan hastanın öldüğü açıklanır ve sedyeyle hastane odasından çıkarılır.diğer hasta vakit kaybetmeden yatağının pencere yanına yerleştirilmesini rica eder.ama adam camdan dışarıya baktığında,gördükleri karşısında derinden sarsılır:Pencere tuğla bir duvara bakmaktadır.Eski oda arkadaşı canlandırmaya çalıştığı o inanılmaz manzaraları,sadece arka... Devamı

Beş Ders

2011-12-20 20:07:00

Birinci Ders:Okuldaki ikinci ayımda,hocamız test sorularını dağıttı.Ben okulun en iyi öğrencilerinden biriydim.Son soruya kadar souk almadan geldim ve orada çakıldım kaldım:Son soru şöyleydi:"Her gün okulu temizleyen hademe kadının ilk adı nedir?"Bu herhalde bir çeşit şaka olmalıydı."Kadını"yerleri silerken,hemen hergün görüyordum.Uzun boylu,siyah saçlı bir kadındı.50'lerinde falan olmalıydı.Ama adını nereden bilecektim ki!Son soruyu yanıtsız bırakıp kağıdı teslim ettim.Süre biterken bir öğrenci,son sorunun test sonuçlarına dahil olup olmadığını sordu."Tabii,dahil"dedi,hocamız....        "İş yaşamınız boyunca insanlarla karşılaşacaksınız.Hepsi birbirinden farklı insanlar.Ama hepsi sizin ilginiz ve dikkatinizi hakeden insanlar bunlar.Onlara sadece gülümsemeniz ve "Merhaba"demeniz gerekse bile...."Bu dersi hayatım boyunca unutmadım.Hademenin adı da ...Dorothy idi.                                                                                                                       İkinci Ders:Bir gece vakit gece yarısına doğru Alabama Otoyolunun kenarında duran bir zenci kadın gördüm.Bardaktan boşanırcasına yağan yağmura rağmen,bozulan arabasının dışında duruyorve dikkati çekmeye çalışıyordu,geçen her arabaya el sallıyordu.Yanında durdum.60'lı yıllarda bir beyazın bir zenciye,hem de Alabama'da,yardıma kalkışması pek olağan şeylerden değildi.Onu kente kadar götürdüm.Bir taksi durağına bıraktım.Ayrılırken ille de adresimi istedi,verdim.Bir hafta sonra,kapım çalındı.Muaz... Devamı

Çetin Altan'ın Annesi

2011-12-19 00:46:00

Rahmetli annem,eve her gelen misafire hemen dert yanmaya başlardı:--Sormayın sormayın,neler neler geldi başıma.Sabahleyin kalkınca,gözlüğümü aradım,bulamadım.oturma odasına baktım yok,mutfağa baktım yok.El yordamıyla kendime bir kahve pişireyim de,biraz kendime geleyim,dedim.Bir de baktım kahve bitmiş.Neyse ki yan dairede oturan Selma Hanım,balkona çıkmış,çiçekleri suluyordu.Ben de balkona çıkıp kendisinden bir fincanlık kahve rica ettim.Kadıncağız,bir fincana kahve doldurup getirdi.Kendisine:-Hadi gel beraber içelim sabah kahvesini,dedim.Annem uzatır da uzatırdı,başına neler geldiğini.Kahve pişireyim derken,şeker kavanozu elinden düşüp kırılır,gözlüğünü bulamadığı için,cam kırıklarıyla yerlere dökülen şekerleri teterince süpüremez ve o sırada dizleri iyice ağrımaya başlardı.Bir gün anneme sormuştum,misafirlere neden o kadar yakınıp durduğunu.Bana yakınmalarının sağladığı faydaları saymıştı:-Önce karşındaki dert yanmaya fırsat bulamaz,dert dinlemekten kurtulursun.Gelenler,yayı lıp uzun süre oturamaz,"kadının sıkıntısı başından aşkın"diye.             Sen dert yandıkça,dinleyenler daha şefkatli davranmaya başlarlar sana.Arkandan yapılacak eleştirileri de,bir hayli azaltır,çaresizliklerini anlatman.Ayrıca neler çektiğini ortaya döktükçe,öteki dünyada da yerini hazırlamış olursun. Devamı

İşte Annelik!

2011-12-15 23:52:00

Küçük kız büyüdükçe daha bir asi oluyordu.Kızının bu davranışları,   en son polis tarafından alkollü araç kullandığı için tutuklanınca doruğa çıktı.Anne,kızını çıkartmak için karakola gitmek zorunda kaldı.Ertesi günün akşamına kadar tek kelime konuşmadılar.Sonun   da anne,tansiyonu yumuşatmak için kızına küçük bir kutu içinde bir hediye verdi.Kız ilgisizce kutuyu açtı ve kutunun içinde küçük bir kaya parçası buldu.Şaşkınlık ve sinirle annesine,"Aman Allah'ım anne,bu da ne?"diye bağırdı."Kartı oku"dedi annesi.Kız,zarfın içindeki kartı çıkardı ve okudu.Yanaklarından aşağı doğru gözyaşları akmaya başladı,yerinden kalktı,annesine sevgiyle sarıldı.Küçük kart elinden düştü bu sırada.Kartın üzerinde şunlar yazılıydı:"Bu kayanın yaşı 200.000.000'dan fazladır.Senin için çabalamaktan da ancak bu kadar yıl sonra vazgeçeceğim işte!" Devamı

Çocuk Yetiştirenlere Ders Niteliğinde Bir Hikayedir Bu:

2011-12-15 21:50:00

Köyün tek çeşmesi  başında üç kadın sıraya girmiş,kaplarına su doldurmaktaymış.Kadınlar aralarında çene çalarken yanlarına yaşlı bir adam yaklaşmış ve kadınların konuştukları ile yakından ilgilenmiş.Birinci kadın şöyle demiş:"Bakınız benim bir oğlum var.Becerikli mi becerikli,yetenekli mi yetenekli,inanın örnek bir delikanlıdır o."İkinci kadın,"Benim de bir oğlum var,bülbül gibi şakır,sesi insanlara gözyaşı döktürür."Üçüncü kadın ise oğlu hakkında hiçbir şey söyleyememiş.Kadınlar,kaplarını zorlukla doldur duktan sonra oradan uzaklaşmaya hazırlanırlarken yaşlı adam onları izlemekteymiş.Bir ara,birinci kadının oğlu görünüp,grubun önünde mükemmel bir takla atmış.Annesi"jimnastik gösterileri de yapabilir" diyerek oğlunu pohpohlamış.Derken ikinci oğul gelmiş.O kadar güzel,o kadar yanık bir türkü söylemiş ki,dinleyenler hayranlıklarından neredeyse küçük dillerini yutacaklarmış.En son üçüncü kadının oğlu onlara yaklaşmış.İlk ikisinin aksine hiçbir şey yapmamış,sadece annesine koşmuş ve su kabını onun elinden alarak kendisi taşımış.Bundan sonra üç kadın yaşlı adama sormuşlar:"İşte şimdi oğullarımızı gördünüz değil mi?" "Ben sadece birtek oğul gördüm.annesinin elinden su kabını alarak taşıyan oğulu" yanıtını vermiş yaşlı adam............... Devamı

İNSANLIK DERSİ...

2011-12-13 19:00:00

Avrupa'nın ünlü sanat merkezlerinden birinde,çocuğun biri,vitrinde çok hoş bir tablo görür.Tablonun bedeli oldukça yüksektir.Çocuk bu tabloyu bir sonraki sene abisinin doğumgününe almayı ister ve bir iş bulup kıt kanaat geçinerek biriktirdiği tüm para ile mağazaya gider şanslıdır,tablo daha satılmamıştır.İçeri girer,tabloyu bir süre yakından izledikten sonra resmi yapan sanatçıyı bulur ve "Abimin doğumgünü için bu resmi satın almak istiyorum,tüm param da bu kadar."der.Ressam bir süre düşündükten sonra resmi paketler ve çocuğa satar.Çocuk paketini alır ve teşekkür ederek çıkar.Mağazada adamın arkadaşları da vardır ve şaşkın şaşkın sorarlar:"Sen ne yaptın,o resmin değeri milyonlar ederdi.Neden bu kadar düşük bir rakama sattın?"Ressam cevap verir:                                                       "Evet ben bu resme milyonlarını verecek bir sürü insan bulabilirdim ,ancak tüm servetini bu resme verecek kaç kişiyi bulabilirdim?..."     Günümüzde ,insanlar herşeyin fiyatını biliyorlar,fakat hiçbir şeyin değerini bilmiyorlar.                                                                                   Oscar WİLDE Devamı

ÇATLAK BİR TESTİ NE İŞE YARAR?

2011-12-13 18:46:00

Çin'de bir adam,hergün boynuna dayadığı kalın sopanın iki ucuna astığı testilerle dereden su taşırmış evine..Bu testilerden birinin yan kısmında çatlak varmış.....Diğeri ise hiç kusursuz ve çatlaksızmış ve her seferinde bu kusursuz testi adamın doldurduğu suyun tümünü taşır,ulaştırırmış eve....Ama her zaman boynunda taşıdığı testilerden çatlak olan eve yarım,diğeri dolu olarak varırmış.İki sene hergün bu şekilde geçmiş.Adam her iki testiyi suyla doldururmuş ama evine vardığında sadece 1,5 testi su kalırmış.Tabi ki kusursuz,çatlaksız testi vazifesini mükemmel yaptığı için çok gururlanıyormuş.Fakat zavallı çatlak olan kusurlu testi çok utanıyormuş.Dolduru    lan suyun sadece yarısını eve ulaştırabildiği için de çok üzülüyormuş.İki yılın sonunda bir gün,görevini yapamadığını düşünen çatlak testi,ırmak kenarında adama      şöyle demiş:"Kendimden utanıyorum.Şu yanımdaki çatlak nedeniyle,sular eve gidene kadar akıp gidiyor.."Adam gülümseyerek dönmüş testiye;                                                                 "Göremedin mi?Yolun senin tarafında olan kısmı çiçeklerle dolu.Fakat kusursuz testi nin tarafında hiç yok.Çünkü ben başından beri senin kusurunu,çatlağını biliyordum.      Senin tarafına çiçek tohumları ektim.Ve her gün o yolda ben su taşırken,sen onları suladın...2 senedir o güzel çiçekleri toplayıp,masamı süslüyorum.Sen kusursuz olsaydın,o çatlağın olmasaydı evime böyle güzellik ve zarafet veremeyecektim"diye   cevap verm... Devamı

Eğer hala sizinleyse!

2011-12-13 00:26:00

1 yaşınızdayken sizi elleriyle besledi ve yıkadı.bütün gece ağlayıp onu uyutmayarak teşekkür ettiniz.                      2 yaşınızdayken size yürümeyi öğretti.Size seslendiğinde odadan kaçarak teşekkür ettiniz.                                           3 yaşınızdayken size özenle yemekler hazırladı.Tabağınızı masanın altina dökerek teşekkür ettiniz.                     4 yaşınızdayken elinize rengarenk kalemler tutuşturdu.Evin tüm duvarlarına resim yaparak teşekkür ettiniz.       5 yaşınızdayken sizi cici kıyafetlerle süsledi.Gördüğünüz ilk çamur birikintisine atlayarak teşekkür ettiniz.           6 yaşınızdayken okula kadar sizinle yürüdü.Sokaklarda "GİTMİYCEEEEM"diye ağlayarak teşekkür ettiniz.           7 yaşınızdayken size bir top hediye etti.Komşunun camını kırarak teşekkür ettiniz.                                                                  9 yaşınızdayken size dualar öğretti,siz her seferinde unutarak teşekkür ettiniz.                                                           11 yaşınızdayken sizi arkadaşınızla sinemaya götürdü."Sen bizimle oturma"diyerek teşekkür ettiniz.                                 12 yaşınızdayken ... Devamı

Tanrım,bana değiştirebileceğim şeyleri değiştirme gücü ver,değiş

2011-12-08 22:43:00

Tanrım,bana değiştirebileceğim şeyleri değiştirme gücü ver,değiştiremeyeceğim şeyleri kabullenmemi sağla,ikisini ayırt edebilmem için de akıl ver... Devamı

Sınırlar

2011-12-08 22:40:00

Bizler belirili görevlerde sorumluluk almak üzere yaratıldık.Sorumluluk almanın veya sahip olmanın bir kısmı,görevinizin ne olduğunu ve ne olmadığını bilmektir.Kendilerinin omayan sorumlulukları üstlenenler,eninde sonunda tükenir.Neyi yapmamız ve yapmamamız gerektiğini bilmek için akıl gerekir.Her şeyi başarmamız olanaksızdır.                  Yaşamlarımızdaki herhangi bir sorumluluk ve sahiplenme yanılgısı,br sınırlar sorunudur.Tıpkı ev sahiplerinin arazilerinin çevresine fiziksel mülkiyet çizgileri çekmeleri gibi,bizim de yaşamımızda neyin sorumluluğumuzda olduğunu ve neyin olmadığını ayırt etmemize yardımcı olacak zihinsel,duygusal ve ruhsal sınırlar belirlememiz gerekir.Uygun zamanlarda,uygun kişilerle,uygun sınırlar belirleyememek,son derece yıkıcı olabilir.   Devamı

Öylesine garip bir dünya da yaşıyoruz ki.....Sen iyi oldukça,ins

2011-12-02 01:52:00

Öylesine garip bir dünya da yaşıyoruz ki.....Sen iyi oldukça,insanlar üzülmesin diye gayret ettikçe,hatalarını asla yüzüne vurmayınca kötü sen oluyorsun.Bunları sadece dışarıda ki insanlarla yaşamıyorsun,ailende ki insanlar bile seni anlamaktan uzaklar.Birgün bir konuşma sırasında bir arkadaşım'bana aile değil,arkadaş lazım'demişti de,aile düşkünü bir insan olarak garibime gitmişti..Aslında ne kadar doğruymuş.Ailenden birilerinden bile yara alabiliyorsan gerisini siz düşünün.Böyle böyle,tüm değer yargılarımızı yitirmeye başlıyoruz işte.Ne kadar acı değil mi?Ailen bile sana yanlış yapıyorsa,dışarıda ki insanlardan ne bekleyeceğiz?En iyisi inziva hayatı yaşamak mı? Cenap Şahabettin'in sevdiğim bir sözü var:Hayat merdivenlerini çıkarken,insanlara iyi davranalım.Çünkü inerken gene aynı insanlara rastlayacağız.Ne kadar doğru değil mi?Ama bu tek başına,insanın sadece kendi uygulamasıyla olmuyor ki,karşındakinin de aynı şekilde düşünüp davranması gerekmiyor mu?yine de elimden geldiğince insanlığımı,iyi niyetimi kaybetmemeye çalışacağım.O insanların da gün gelip duvara toslamalarını da istemiyorum ama bu kadar haksızlığın da bedelinin bir şekilde ödeneceğini düşünüyorum.İnşallah biran önce nedamet getirirler de,bizleri kırdıklarının ne kadar yanlış ve büyük bir haksızlık olduğunu anlarlar.Allah böyle insanları islah etsin demekten başka birşey gelmiyor elimden.Yazımı yine Cenap Şahabettin'in bir sözüyle bitirmek istiyorum:Ahmak,ışıkla alevi karıştırır ve kendisini her yakanı güneş sanır!........ Devamı

Bugün yaşamımın en kötü günlerinden biriydi:

2011-11-15 19:00:00

İnsan hayatında hergün birşeyler oluyor ama bazıları hayatın seyrini biranda değiştiriveriyor.Kendini huzurlu,sakin hissettiğin bir anda öyle şeyler yaşıyorsun ki dünya başına yıkıldı zannediyorsun.Hele bu hayatın seyrini değiştiren şeyler sevdiğin,ummadığın kişilerden gelirse o zaman daha acı veriyor.Bu da insana hayatta hiçkimseye güvenmemen gerektiği konusunu gündeme getiriyor.Kime güveneceğiz o zaman? Anladım ki kendine bile güvenmeyeceksin.Çünkü beşersin şaşarsın.ama ben şaşmamak için elimden gelen gayreti gösteriyorum ve herzaman da bunun için çalışacağım.Şuna da inanıyorum ki yalansız dolansız,dürüst lük üzerine kurulu bir hayat kadar onurlu,şerefli hiçbirşey olamaz.Tüm bu erdemler de geleceğimizi belirler.     Sevgili blogçular,hayatımızın düzenini gerçekler üzerine kuralım ve buna göre yaşayalım.Sizler ne dersiniz? Devamı